Türkçe English
InfoMA
Bilgi Esin Kaynağıdır

Bilgi Toplumu KitabıNasıl Kütüphaneci Oldum ?

Sanıyorum Türkiye’nin  “Kütüphanecilik ve Enformasyon”  alanlarında mesleki  eğitim görmüş ilk on – onbeş   kütüphaneciden biriyim.  Doğrusu bu mesleğe tam olarak ne olduğunu bilmeden girdim, biraz da  zorlamayla oldu. California’da Chapman Universitesinde  Lisans eğitimim için İngiliz Dili ve Edebiyatı okurken, ve yıllarca hayalimde kendimi İngilizce öğretmenliğine hazırlarken, bir yandan da üniversitenin  kütüphanesinde çalışıyordum.  Kütüphanedeki  önemli işim, ödünç  verme-referans  masasında  görevli  olduğum saatler dışında, kalan zamanımda  kitap sırtlarına muntazam bir şekilde  “Sınıf numaralarını” yazardım,  bunu da özel  uçlu kalemi  beyaz mürekkebe batırarak el titremeden uygulamaktı.  Daha sonraları bu uçlu kalemler elektrikli kalemlere dönüştü.  Bilgisayarlardan çıktı alıp etiketler hazırlanmasına  daha uzun yıllar vardı.  Değişimler  aşama aşama geliyordu. 

 Kütüphane müdürümüz, Mrs. Coddington,   hemen her sabah kütüphaneye geldiğinde  ilk işi bana  “günaydın,” dedikten sonra  “Kütüphaneci  olmaya karar verdin mi, Meral?” diye sormaktı.  Ben de kendisine  utanarak ama kararlı biçimde:  “Hayır, teşekkür ederim, ama  ben öğretmen olacağım,” derdim.

Karar vermem neredeyse iki yıl aldı.   Kütüphane müdürümüz  kendi mezun olduğu okula yazarak beni  lisans üstü  (Master) eğitimi  için önerdi. Ben de başvurumu yaptım ve kabul edildim: İllinois Universitesi  Kütüphanecilik Okulu . Bu arada şehrin P.E.O. adlı kadınlar derneği tarafından her yıl uluslararası başarılı bir öğrenci ye Master yapması  için verdikleri  Uluslararası Barış Bursunu  ( International Peace Scholarship)  o yıl ben kazandım.  Böylece Kütüphanecilik mesleğine adımımı attım.  İşte  böylece  yıllar boyunca bir türlü kopamadığım ve giderek daha çok sevdiğim mesleğime, ne olduğunu pek bilmeden, girmiş oldum. 

Evet, nasıl bir meslek bu, ne yapıyoruz. Bizi kimler ve  neden işe alırlar, ne beklerler, ne yapmamızı isterler? Uzun yıllar ülkemizde hemen hemen her türlü kütüphane ( halk, okul, üniversite,  araştırma ve diğerleri)  mesleki formasyonu olmayan kimseler tarafından idare edilmiştir. Hala da bu şekilde yönetilen yerler var.  Sonuçta  yarım yüzyıl sonra şunu görmüş oldum:  aslında bizim ne yaptığımızı bilen ve anlayan yok – devlet yöneticileri  başta, öğretmenler, bilim insanları ve araştırmacılar, akademisyenler, doktorlar, işadamları, bankacılar, üniversite yöneticiler, gazeteciler, araştırma kuruluşları yönetici ve çalışanları, siyasal parti yöneticileri, sanatçılar ve de öğrenciler. Galiba bütün mesele kimsenin BİLGİ’ye gereken  önemi  vermemesi. Çünkü yönetenler, okurlar ve araştırıcılar  gereken önemi vermiş olsalardı, bu alanda dünyanın ileri düzeyindeki  ülkelerinden bu kadar gerilerde kalır mıydık?

Ancak genç  kütüphaneciler  olarak bu alanda daha donanımlı ve sayı olarak da daha çoksunuz. Üstelik artık Bilgi Toplumunun tam içindeyiz. Hiçbir alanda Bilgisiz ve Bilgiye erişmeden verimli olmak olanaksız, ve her alanda Bilgiyi denetim altına alacak Bilgi Yöneticilerine büyük ihtiyaç var.  Şimdiye kadar kendi mesleğimizde yapılmamış çok  eksiğimiz bulunmakta.  Herşeyi  teknolojiyle çözmek mümkün değil – insan usu olmadan Bilgi yönetimi  olmuyor.  Mesleki standartlarımız ve kurallarımız biran önce hazırlanmalı. Geniş vizyonlu ve yenilikçi  olmak, dünyayı izlemek,  uluslararası işbirliğinde yer almak  gerekiyor.  21. yy en önemli konularından biri Bilgi ve Bilgiye erişimdir.

Son yirmi yıldır ilgi alanım daha çok bilgi yönetimi ve bilgiye erişim üzerinde yoğunlaştı. Bunun için de en önemli sorunun  içerik denetimi  (content management) ve denetimli sözcükler dizinleri (controlled vocabularies) - konu başlıkları, kavram dizinleri, taksonomiler, özel adlar, tarihi ve coğrafik adların denetimleri, vb. - hazırlamak ve bunun için Türkçe standartlar geliştirmek olduğunu düşünüyorum.

Ben yıllarca çok farklı ortamlarda çalıştım, bunun için şanslıydım diye düşünüyorum;  ve temelde kütüphanecilik bilgilerime dayanarak  bilgi yönetimi sorunlarını  çözmeye çalıştım,  farklı çözümler yaratmak ve uygulamak zorunda kaldım.  Bu web sitesini hazırlamakla şunu yapmak istedim:  Şimdiye kadar  çalışmış olduğum ve danışmanlık yaptığım  şirket ve kurumlardaki  yöneticilere  bilgi için yazdığım çeşitli fizibilite raporlarının üzerinden geçerek ve bunları biraz da güncelleyerek, özetledim.  Ayrıca  yurt içinde ve yurt dışında yazmış olduğum makaleleri tek bir yerde toplayarak genç meslektaşlarımın kullanımına açmayı düşündüm.  Sonuçta  genç meslektaşlarımın çalışmalarına biraz katkım olursa çok sevineceğim.  Böylece bazı yeni  fikirler edinirken ve sonuçta kendi  çözümlerinizi de daha kolaylıkla yaratırsınız.  Bilgi her zaman için esin kaynağıdır.

 
     
Her Hakkı Saklıdır © 2011 Meral Alakuş info@infoMA.org